İçeriğe geç

Fihi ma fih mesnevi mi ?

Fihi Ma Fih Mesnevi mi?

Düşünme, Düşünme! Fihi Ma Fih’i Anlamaya Çalışmak

İzmir’de yaşayan, 25 yaşında, hayatı kendi tarzında, esprili bir şekilde yaşayan bir genç olarak, bazı şeylere kafamı takmam çok normal. Mesela Fihi ma fih’i düşünürken aklıma gelenler tam bir karmaşa. Ne demek bu, kim yazdı, ne anlatıyor, bir de üstüne mesnevi mi diyoruz? Şu an kahvemi yudumlarken, “Bu işin içine nasıl girebiliriz?” diye kendi kendime soruyorum. O kadar takıntılıyım ki, dün akşam uyandığımda Fihi ma fih’in bir karakterinin ben olduğunu düşündüm. Kimse anlamaz, derim sonra. Neyse, bir de şu Fihi ma fih’i anlamaya çalışırken, neden hep kafamızın karıştığını sorgulayalım.

Fihi ma fih, bir bakıma Mevlana’nın eğlenceli tarafını keşfetmek için en güzel fırsatlardan biri. Ama işin içine biraz “esprili” bir bakış açısı sokalım. Yani, Fihi ma fih’le neyin peşindeyiz? Sadece Mevlana’nın sözlerinin derinliğine dalmak mı? Yoksa bir anlam arayışı içinde kaybolmak mı? Yoksa, belki de ikisini birden yapıyoruz ama farkında değiliz.

Mevlana’nın Fihi Ma Fih’i: Hafif Bir Felsefe, Yoğun Bir Karmaşa

Fihi ma fih, aslına bakarsanız bir sohbet kitabı. Mevlana, bu eserinde “her şeyin içinde bir şey var” düşüncesini savunuyor. O kadar derin, o kadar derin ki, bazen durup “Ya, ben gerçekten bunu anlamalı mıyım?” diyorsun. Yani, Mevlana’nın yazdığı her cümle bir okyanus, ama bazen okyanusla boğulmak, batmak istemiyorum. Hani bir düşünsenize, derinliklerde yüzme işi… Sırf buraya gelince aklıma takılıyor. Bunu kim yapar? Mevlana, o derinlikte olayı çözmüş gibi yazıyor ama biz ise o derinlikte kayboluyoruz. Hah, bir de “Mesnevi mi Fihi ma fih mi?” diye soranlar var. Valla, bir yerden sonra, fark etmiyor. Bu iki kitaptan birini okurken kendimi çok fazla düşünüyormuş gibi hissediyorum. Zaten bazen hayatı fazla düşünen biri olmak… Ah, zor iş!

İyi de, Fihi Ma Fih ile Şu Anki Hayatımın Ne İlişkisi Var?

Bir de şu var; günlük hayatımızda bazen Fihi ma fih’in ruhunu çok rahatlıkla bulabiliyoruz. Çünkü Mevlana’nın yaklaşımı, hayatı sürekli anlam arayışı içinde görmek. Mesela geçen gün, bir arkadaşımın başına gelen bir olayı anlatayım size:

Arkadaşım Cihan, geçen hafta bir kafenin önünde yürürken, kahvesinin üstüne kayarak düşmüş. Şimdi, normalde “Yazık, geçmiş olsun” dersin ya, yok! Cihan’ın kendine özgü bir açıklaması vardı: “Beni test ediyorlar. Bu düşüşü bir ders olarak kabul ediyorum. Fihi ma fih’deki derin anlamı çözmeme yardımcı olacak bir olaydı.” Tam da o anda, “Evet, evet! Cihan işte, Mevlana’yı çözüyor!” dedim. O an ne düşündüğümü anlamadım ama gülmekten kırıldık tabii. Ama burada Mevlana’nın söylediği şey şu: Her olayın içinde bir anlam var, ister düş, ister kahve dökme, her şeyde bir öğreti var. Ama bazen bu öğretiyi almaya çalışırken düşmek de var.

Fihi Ma Fih’in Komik Yanları: Felsefe ve Mizah

Bazen Mevlana’nın söylemleri, tam anlamıyla o kadar derin oluyor ki, bir o kadar da komik. “İçindeki sesin derinliğiyle dal, orada sana anlamı gösterir” diyor. O an, kahvemi içerken, “Ya, ama ben suya düşerim, derinlikte kaybolurum” diye düşündüm. Mevlana, bizlere “derin düşün” diyor ama bir yanda da, “Biraz da gül, çünkü hayat ciddi bir oyun değil.” İşte bu noktada ben de işin mizahi tarafını devreye sokuyorum. Hayat, her anındaki komik yanlarıyla tam anlamıyla Mevlana’ya benziyor. O yüzden sürekli düşünmek, bazen de fazlasıyla derinleşmek de bizi boğabilir.

Bunun gibi komik bir olay geçen akşam aklıma geldi. Arkadaşım Mert’le bir kafede buluşmuştuk. O sırada birisi, kedisinin adını sormuştu. Mert, “Mevlana diyecek kadar ruhani biri değilim, ama Fihi ma fih felsefesi de kedim için biçilmiş kaftan” dedi. Şaka yapıyorum diyor ama ben o an ciddi ciddi bu kadar entelektüel bir kedinin Fihi ma fih dünyasında ne yapacağını düşünmeye başladım. Neyse ki, bu derin düşünceler kafama takılmadan sohbetimize devam ettik.

İç Ses: “Biraz Abartmıyor muyuz?”

Fihi ma fih’te hayatın derinliklerini anlamaya çalışırken bir iç ses sürekli bağırıyor: “Bunu fazla mı derinleştiriyorsun? Gül biraz!” Haklısınız. Gerçekten de bazen düşünüp düşündükçe, her şeyin içine bir anlam yerleştirmek zorlaşıyor. Fihi ma fih’in içinde tüm bu karmaşa varken, sürekli derinleşmeye çalışmak insanı yorar. Bazen belki de sadece kahve içip gülmek gerek.

Bu felsefi sohbeti biraz abarttığımı fark ettiğimde, son bir espri yaparak toparlayayım: Fihi ma fih hakkında bu kadar konuşarak, sizlere belki de bir tür Mevlana düşüncesinin esprili halini aktarmış oldum. Hayat felsefesi mi? Komik bir sohbetin peşinden mi gitmek gerek?

Sonuç: Fihi Ma Fih’i Anlamak İçin Gülmek de Gerek

Fihi ma fih, her ne kadar ciddi bir felsefi eser gibi görünse de, aslında hayatı derinlemesine sorgulamanın, bazen de ona gülerek yaklaşmanın önemli olduğunu gösteriyor. Yani, eğer insan sürekli düşünerek ve analiz yaparak yaşamını sürdürürse, sonunda ne olacak? Çok fazla karışırız, değil mi? Zaten benim iç sesim hep bu soruyu soruyor: “Hayatını bu kadar ciddiye almak zorunda mısın?” Tamam, bazen derinleşmek gerekebilir ama Fihi ma fih’in özünde, hayatı komik yanlarıyla kucaklamak da var.

İşte bu yüzden Fihi ma fih’i okurken, Mevlana’nın düşündüğü kadar derin olmanın yanı sıra, onun bir de rahat, esprili yaklaşımını da unutmamak gerekiyor. Kısacası, hem derin düşünmek hem de hayatın komik tarafını görmek… İşte bu dengeyi kurarak Fihi ma fih’i anlamaya çalışmak tam olarak Mevlana’nın bize anlatmak istediği şey olabilir.

Şimdi, ben de kalkıp biraz eğleneyim, Cihan’ı arayıp, “Kahvemi döktüm, şimdi derin anlamını çözmem gerek” diyeyim.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
https://elexbett.net/betexper.xyz